31 Mart 2010 Çarşamba

Zeus'un 1789. kızı Şika

Onu sana benzettim, zaten asırlık kalbimde, çağlardır birileri sana benziyor. Onlar benzemek istemese ben zorla benzetiyorum. Halime gülüyor musun acaba bıraktığım yerden. Hayatım boyunca yanlış seçimler yapmaktan korkup en büyük yanlışların içine düşmem Zeus'un suçu mu? Beni cezalandırıyorsunuz biliyorum. Her gün yeni aşıklar gibi severken her gün ömürlük sürgünde olmak, ölüdürüyor beni. Kavuşmanın adını mart kedilerinden öğreniyorum, penguenlerin üçüncü çocukları oldu, ben nil kıyısında hiç olmayan kayıklarımı suya salıyorum. Ne papatya taçları takıldı saçlarıma ne yuvarlandık kucak dolusu güneş damlalarında... Dünya benim gibi değil çünkü, biliyorum... Ama ben, benim gibiyim ve bu devirde ben olmak, acıtıyor.

10 Mart 2010 Çarşamba

CNMSKKN 508-THZ.3001

10.03.3001

Kaptan Köşkü

01:17 O ağladıkça ben üzüldüm... Bu aralar nedendir bilinmez bir hüzün kapladı 508 nolu uzay gemisini. Rotamız şaştı uzayın boşluğunda kaybolup gidiyoruz sanki. Kaptan Güdi'nin içinde kimsenin çözemediği bir sıkıntı var son iki haftadır. Yardımcı pilot MG ise özleyip duruyor komşu gemilerdeki sevdiklerini. 504 nolu gemiden gelip giden tahsilatçımızı da iyi görmedim bu aralar. Onun da aklı bir karış havada. Ama en son teknisyenimiz Derüza çok ağır yaralandı, sol tarafından. Yara çok taze olduğu için gün içinde çeşitli aralıklarla şiddetli kanama yaptı. Kompres yaptık ama bir kaç hafta daha kanayası var gibi, ince ince. Onu böyle çaresiz görünce... Öyle görünce onu, benim yaram da sızladı. 9. kısımdan sevgilim DR Nuhro aradı tam o sırada. Bukadar kanama normal mi? Yara nekadar derin? diye sordu. Bu gördüğüm kaçıncı yaralanmaydı. Uzayda yaşam mücadelesi vermek hiç öyle kolay bir şey değildi. Ama kesin olarak söyleyebileceğim şey kadınların yaralanmalarında erkeklerden daha fazla kanamaları olduğuydu. Bu aralar gelen sıkıntı, geçmişle yüzleştirdi bizleri... O ağladıkça ben üzüldüm. İnledi acısından yaralı kadın. Daha kaç kişinin yaralanması gerekiyordu, bu savaşın bitmesi için? Herkes benim kadar şanslı olabilecek miydi? Tüm yaralar iyileşecek miydi? Yoksa kendi gemimizin içinde kendi kanımızla boğulup gidecek miydik..?


Hakizu